iletişim

inspiteofmyself@gmail.com

23 Kasım 2012 Cuma

rareblossom

göz kremi, üzüm çekirdeği yağı, selülit losyonu, erkek el kremi, ayak banyo tuzu / eye cream, grapeseed oil, anticellulite lotion, hand cream for men, bath salt for foot


göz kremi arayışlarım ve elimdeki ürünleri azimle bitirme projem devam ederken, rareblossom'ın kasım ayı sonuna dek devam eden %60 indirim kampanyasına denk geldim.
önce kendi internet sitelerinden yahut morhipo'dan almayı düşündüm, ama sonra boyner'den yaptım alışverişimi. gereksiz hiçbir şey almamak konusundaki kararlılığım sonucu, lazım olan göz kremini, son damlasına gelmeyi başardığım selülit kremini, serum olarak kullanacağım üzüm çekirdeği yağını, ve kardeşim için ufak bir yılbaşı hediyesi olarak erkek el kremini aldım. 

if you are not in turkey, you will probably not be interested in this post because rareblossom is a turkish brand which is only sold in turkey I guess. but if you live here, you should give it a try, as an organic cosmetic brand. there is a 60% discount this month, therefore I purchased some products I needed.


henüz tanışmamış olanlar için rareblossom'dan biraz bahsedelim.
her şeyden önce bir türk markası. 13 yıl evvel doğal sabun ve esansiyel ürünlerle başlamış, daha sonra cilt bakımına yönelmiş. ürünlerin en önemli özelliği, içeriğinin tamamen organik olması. sözgelimi kayısı çekirdeği yağı üretiyorlarsa, bu kayısılar organik tarımla elde ediliyor, rareblossom fabrikalarında yağları çıkarılıyor ve şişeleniyor. paraben gibi koruyucu maddeler, abuk subuk kimyasallar, geçici güzellik kandırmacaları (slikon gibi) içermiyor. ürünlerin içeriğine internet sitelerinden de ulaşılabiliyor. ayrıca ecocert organik kozmetik sertifikasına da sahip olduğu için güvenilirliğini kanıtlamış.

rareblossom has en ecocert certificate for organic cosmetic. they grow their ingredients themselves organically.

zaten ben de almadan önce birkaç ürün içeriğini skindeep'den araştırıp ikna olduktan sonra almaya karar verdim.
aslında hazır indirim varken pek çok şeyi stoklamak mantıklı olurdu ama kendime uyguladığım kısıtlamalar devam ettiği için yapmıyorum. 

önce, murad faciasının ardından arayışlarına devam ettiğim göz kremi için, üzerinde kuru veya yağlı ciltler için ibaresi bulunmayan rhodiola ve yeşil çaylı göz kremini seçtim.

I searched the ingredients on www.skindeep.com before shopping. if I had enough money, I would buy to stock many products. 

first, I chose an eye cream with rhodiola and green tea after the disaster with murad essential-c eye cream.


pompalı kutuda olması en büyük avantajı. böylece her seferinde kapağını açıp havayla temas ettirmekten kurtuluyorsunuz. normalde fiyatı 170 lira, indirimde 68. bana sanki indirimdeki fiyatlar daha normal gibi göründü. tabii organik tarım maliyetlerini bilmediğim için fazla yorum yapamıyorum.
kremin yapısı hafif, kolay sürülüyor, hemen emiliyor. parfümsüz olduğu için kokusu biraz tuhaf ama rahatsız edici değil. zaten çok az miktarda kullanıldığı için zaten hissedilmiyor bile.

pump package is the biggest advantage of the product, so that it won't face with air every now and then. a very light cream with no perfume. its price is 170 tl, but now 68 with the discount.


sonra geceleri kullandığım estee lauder advanced night repair'e karşılık, güzel bir gündüz serumum olsun istedim. üzüm çekirdeği yağının gücüne olan inancımdan dolayı bu ürünü seçtim.

then, I chose grapeseed oil as a daytime serum. I use estee lauder advanced night repair at night.


şişe üstü yazıları da, şişe de koyu olduğundan yazılar görünmüyor çıplak gözle bile. yağ sarı renkli, sürüldükten sonra emilmesi için epey beklemek lazım. ama neticede cildi harika yumuşatıyor..

oil is yellowish an you have to wait long until it is absorbed. but it worths waiting because it softens skin lovely.


yağın rengi tırnağımda daha net belli oluyor fotoğrafta.

the color of the oil is seen better on my nail.


selülit losyonu üvez ve incir tomurcuğu ile yapılmış. artık hangisi yüzünden bilmem, çok "değişik" kokuyor, üstelik buram buram ve kalıcı bir koku olduğu için sürdükten sonra elinizi iyice yıkamanız gerekebilir. allahtan vücut losyonu değil.
sürer sürmez yumuşacık güzel bir cilde kavuşuluyor.

anticellulite lotion has sorb and fig bud in it. I don't know which one smells "different" but it has a resistant and not very nice. but it softens the skin quickly.


oldukça akışkan bir yapısı var, dikkatli kullanmak lazım. normalde 94 lira, şu an 37.

it is very fluid, you have to be careful while using. its price is 94 tl, but now 37 tl with the discount.


ayak banyo tuzunu henüz kullanmadım. bir paketten üç tane kese çıkıyor. ama zaten mucizeler beklemiyorum. sadece ayak banyosu aletinde suya ilave edip rahatlatma umuyorum. normalde 15 lira, şu an 6.

I haven't used bath salt for foot yet. there are 3 in one package for 15 tl, 6 with the discount now.



erkek el kremini kardeşime aldığım için açıp bakmadım, ama zaten kendimde test etmenin de bir anlamı olmaz herhalde. ilerde o kullanınca yorumunu ilave ederim. fiyatı 61 imiş 24 olmuş. bence indirimsiz yanaşılmaz.

hand cream for men is for my brother, so I didn't open it. it will also be meaningless for me to try it. I will add his comments later. its price is 61 tl, an now 24 with the discount. 




22 Kasım 2012 Perşembe

mac paint pot

painterly&bare study


paint potlar mükemmel olmamakla beraber, tercih edilebilecek far bazları. kutuyu yeni kullanmaya başladığınızda göz kapağında çizgilenme sorunu yaratmayan, farın saatlerce gözde kalmasını sağlayan ürünler. mat farlar için painterly, ışıltılılar için bare study uygun. zaman zaman çıplak görünümlü makyaj yapmak istediğinizde de tek başlarına kullanılabilirler.

paint pots are not perfect but they are preferable eye shadow bases. especially when you first start to use the product, it keeps the shadow on your eyes for hours without lining. painterly is suitable for matte shadows, bare study is for glow ones. they can be used alone for a nude makeup.


 kuruya dönük normal bir cildim olduğu için painterly bana biraz kuru gelitor ama idare ediyorum. bazen kapatıcı olarak kullandığım da oluyor.

I have normal to dry skin, therefore painterly is a bit dry for me but it is not a big deal. I sometimes use it as a concealer and it works well.


15 Kasım 2012 Perşembe

kadın dizileri / tv shows for women

girls, new girl, the mindy project, don't trust the bitch in apartment 23

öncelikle, bu benim kategorizasyonum. yani ordan bir erkek çıkar da "ben de bu dizileri ayıla bayıla izliyorum, neğalakası var!" derse, kadın dizisi ile kastımın, başrollerinde ezici bir kadın çoğunluğu bulunan yahut kadınların hayatlarına odaklanan, bir kadını ya da kadınları temel alan diziler olduğunu belirteyim. bunları izlemekten zevk alanların cinsiyeti hakkında yorum yapmak anlamsız.
bahsettiğim dizilere, bitmeye çok yaklaştığı için gossip girl'ü, yahut birkaç kez izleyip bunaldığım pretty little liars, jane by design gibi daha ergen işi dizileri eklemeyi gereksiz gördüm.

firstly, this is totally my categorization. if some guy says "I love these shows so much!" I won't care, because I refer to the shows that are mainly about women characters or focus on a woman's life. it is meaningless to comment on the sex of the viewers.
I didn't add gossip girl as it is nearly finishing or pretty little liars and jane by design as they are more for teenagers.

girls

girls, lena dunham isimli genç, yetenekli bir hanımkızın yazdığı bir komedi dizisi. türü komedi olarak geçiyor ama ben mizah soslu bir drama olduğunu düşünüyorum. oldukça gerçekçi bir dizi, abartıya yer yok.
elbette konu girls olduğunda sex and the city'yi anmamak imkansız. zira ilk ortaya çıktığından beri, gerek hbo yapımı olması, gerek 4 ana karakterinin kadın olması nedeniyle sürekli bu diziyle kıyaslanıyor. zaten dizinin içinde çeşitli popüler kültür ögelerine olduğu kadar sex and the city'ye de göndermeler var. fakat kalıp olarak benzetmek mümkünse de içerik olarak bu iki yapım birbirinden farklı.
satc'nin pahalı elbiseler, şık ayakkabılar, elegan mekanlarla dolu dünyasından çok daha sıradan, çok daha tanıdık bir atmosferi var girls'ün. kızlar daha genç, hayatlarının şekillenme aşamasındalar. ama karakter özellikleri bakımından benzeşmeler yok değil.

girls is a lena dunham project, a young and talented writer and actress. it is said to be a comedy but I think it is a drama with some comedy. it is a very realistic show.
of course when it comes to girls, it is impossible not to mention sex and the city. since they are both works of hbo and focus on 4 women characters, they are always compared. there are many references of satc in the show as well as other popular culture elements. but the two only resemble in form, their themes are different. girls have a simpler, familier and more realistic atmosphere rather than expensive clothes, beautiful shoes and luxorios places of satc. girls are younger, they are at the beginning of their lives, but there are similarities in character features.
















20'li yaşlardaki dört ana karakter etrafında şekillenen dizi, yazarlık kariyeri yapmak hayali kuran hannah'nın ailesinin finalsal desteği kesmesi ile başlıyor.

the four characters of girls are in their 20s. the story begins with hannah, a young writer, losing her family's financial support.  


hannah, yazarın kendi hayatından fazlaca detay barındıran hikayesindeki, bizzat kendini yansıttığı, bu sebeple de oynadığı karakter. alışıldık tv dizilerindeki kızların aksine, medyanın güzellik kalıplarına uymayan fiziksel görüntüsü, sivri dili ve keskin zekasıyla çok farklı bir yerde duruyor. hannah da carrie gibi nüktedan ve yetenekli bir yazar olmasına karşın, oturmuş bir işi, parası ve tıklık tıklım bir gardrobu yok.

hannah is the character that reflects lena dunham's personal story, so she performs her herself. contrary to the girls in usual tv shows, hannah stands in a different corner with her sharp tongue, intelligence and physical appearance not fit in media's beauty perception. hannah is a cynical and talented writer as carrie, but she doesn't have her wardrobe.


beş parasız ve işsiz bir şekilde ortada kalan hannah'nın ev arkadaşı marnie ile dostluğu kolejden beri devam ediyor. marnie iyi bir işi olan, güzel, akıllı, ayakları yere basan karakter olarak miranda'yı andırıyor olabilir. ama onun kadar eğlenceli olmayan, daha takıntılı bir kız.

hannah's friendship with her roommate marnie continues since college. marnie has a good job, is beautiful and clever like miranda, but she is more obsessive and not funny as her.


marnie'nin sevgilisi charlie de sürekli kızların evinde kalan, artık alışkanlığa dönmüş uzun süreli ilişkisi. müzikle ilgileniyor ama profesyonel miydi, başka işi var mıydı pek hatırlamıyorum. gıcık.

marnie's boyfriend charlie always stays in girls' apartment. their relationship is more like a habit. he is interested in music but I can't remember if he is professional or not. jerk.


jessa, kızların uzaklardan gelen marjinal arkadaşı. new york'da kuzeni shoshana'nın yanına yerleşiyor. bir anı bir anına uymayan çılgın, hayat dolu, güzel, seksi karakter kontenjanından bir samantha jr. diyebiliriz kendisine.

jessa is a marginal friend of girls coming abroad. she lives with her cousin shoshana in new york. she is crazy, lively, beautiful, sexy like samantha.


kuzeni shoshana ise tam bir saftiriklik abidesi. en büyük problemi halen bakire olması. bazı bakımlardan charlotte'u anımsattığı tartışılmaz. su katılmamış bir cici kız o da.

her cousin shoshana is a statue of naivety. her biggest problem is being a virgin. it is beyond controversy that she reminds  charlotte in many ways as a 100% pretty girl.


adam'ı es geçmek olmaz. bu fiziksel ve ruhsal açıdan oldukça "ilginç" abimiz, hannah'nın kırığı. kendisi oyuncumsu, şairimsi, ne desem bilemedim bir tip. hannah ile çekişmeli bir ilişkileri var.

we shoul mention adam. he is a very interesting guy both physically and psychologically. he is hannah's boyfriend and a poetish, actorish, I don't know how to describe man. they have  a relationship with conflicts. 

bu da dizinin ilk sezon tanıtım filmi. ikinci sezon 13 ocak'ta başlayacak.

and there is fisrt season trailer. second season will begin on 13th january.


new girl

yine ilk sezonu bitmiş ikincisi hali hazırda devam eden bir komedi dizisi, new girl. 
koca koca mavi gözleri, imzası haline gelen kakülleri, vintage giyim tarzı, sevimliliği, katy perry ile olan müthiş benzerliği, sıradışı tavırları ile zooey deschanel başrolde.

new girl continues with its second season. zooey deschanel plays the leading role with her big blue eyes, signature bangs, vintage clothes, prettiness, looking exactly like katy perry. 


















deschanel, jess isminde bir öğretmen rolünde. jess, beraber yaşadığı erkek arkadaşı tarafından aldatıldığını öğrenince apar topar evden ayrılıp, ilanla ev arkadaşı arayan üç silahşörle yollarını birleştiriyor. bu, hepsi için çok farklı, yepyeni bir hayat deneyimi oluyor.

echanel performs a teacher called jess. she is betrayed by her boyfriend and leaves home, finds three guys who advertised for a roommate. this is the beginning of a new, different life experience.


jess çok eğlenceli, klasik öğretmen kalıplarının tamamen dışında, enteresan bir karakter. saçından giyim tarzına, insan ilişkilerinden toplum içindeki davranışlarına kadar çok farklı, eşine rastlanmayan biri.
yeni evine ilk taşındığında nick, schmidt ve coach diye seslendikleri zenci bir karakterle beraber yaşamaya başlıyor. ama bir iki bölüm sonra zenci basketçi ortadan kayboluyor, ve yerine winston geliyor. (o oyuncu da şu sıralar happy endings'de arz-ı endam etmekte.)

jess is unique, interesting and funny, out of classic teacher character with her hair style and clothes, relationships and behaviours in public. she begins to live with nick, schmidt and coach, but then coach goes away and winston comes to live with them. (that actor now plays in happy endings now.)


winston eski bir sporcu. fakat şimdilerde belirli bir işi yok, çocuk bakıcılığı da dahil farklı işler yapıp aradığını bulmaya çalışıyor.

winston is an old athlete. he now does different jobs including babysitting and he tries to find what he looks for.


nick ise, hukuk okumayı bırakmış bir barmen. ekonomik olarak hayli diplerde gezinen, eski kız arkadaş sendromundan hayli muzdarip olmuş, huysuz biri.

nick is a barmen who left law school. he is economically sunk, emotionally corrupted by his ex and hard to get on well with.


schmidt, zamanında obezken azmedip fit bir vücuda kavuşan, titiz, ve aşk düşkünü, kendini de fazlasıyla beğenen bir erkek. 
jess'le beraber hayatlarına giren, jess'in en yakın arkadaşı cece'ye fena halde yazıyor.

schmidt was once obese and now physically perfect, fussy, libidinous and arrogant. he likes cece, jess's best friend.


cece, jess'in çocukluktan beri arkadaşı. oldukça güzel ve başarılı bir model.

cece is jess's friend since childhood. she is a very beautiful an successfull model.

dizi, bu karakterler ve etrafındakiler üzerinden şekilleniyor. bu da tanıtım filmi:

the show goes on with these characters and this is the trailer:


the mindy project


the mindy project, the office'de kelly olarak tanıdığımız mindy kaling'in yaptığı yepyeni bir ilişki komedisi. jinekoloji kliniğinde doktor olarak çalışan mindy, iş arkadaşları, en yakın dostu ve aşkları etrafında şekillenen bir hikaye.

the mindy project is a brand new relationship comedy from mindy kaling, whom we know from the office as kelly. mindy is a gynecologist and the story is arond her colleagues, best friend and love life. 


ana karakter mindy, bütün hayatını romantik komedi filmleri izleyerek geçirmiş, 30'unu aşmış, sevgilisi tarafından başka biriyle evlenmek için terk edilen bahtsız bir kadın. en büyük hayali, hayatı romantik komedi filmi tadında yaşamak, ve sonsuza kadar mutlu olmak.
alışıldık aşırı güzel başrol oyuncusu tipinin aksine, oldukça sıradan ve kusurlu bir dış görünüme sahip, ama sıradışı bir karakter. (girls'den hannah gibi)

main character mindy spent her life watching romanric comedies and now in her 30s, left by her boyfriend to marry someone else. her biggest dream is to live her life as a romantic comedy and happily ever after. 
contrary to usual very beautiful main characters, she has aan appearance with flaws. (like hannah in girls)



gwen, mindy'nin en yakın arkadaşı. onun aksine tez zamanda hayatının aşkını bulup çoluk çocuğa karışmış biri. dizideki görevi, tahmin edeceğiniz üzere, mindy'nin dertlerini dinleyip tavsiye vermek.

gwen is mindy's best friend. unlike her, she found her love of life and had a daughter. her job is to listen mindy's problems and give advice.


danny ise mindy'nin gıcık iş arkadaşı. sürekli bir rekabet halindeler ve birbirlerinden hiç hoşlanmıyorlar. aslında danny, kendinden başka kimseden hoşlanmıyor da denebilir.

danny is mindy's colleague. they are always in a competition and on't like each other. in fact, danny oesn't like anybody other than himself.


jeremy de klinikten bir doktor. ingiliz aksanının doğal seksapeline pek de fena sayılmayacak yakışıklılığı eklenince, ufak çaplı bir don juan olarak geziniyor ortalarda.

jeremy is also a doctor at the clinic. he is a kin of a don juan with his looks and english accent.


shauna, güzel sekreter ekolünden dizide bulunmakta. bu oyuncuyu daha önce gossip girl'de blair waldorf'un uydularından biri olan penelope rolünde izlemiştik. bu sefer daha akıllı, normal bir kadın. dizideki bölüm başına düşen güzellik ihtiyacını karşılıyor.

shauna is the beautiful secretary. we saw her in gossip girl as penelope, one of blair's minions. this time she is more clever, normal.  


diğer sekreter de betsy. mindy'yi en yakın arkadaşı olarak görüyor ve çok seviyor. saf, temiz, iddiasız kız kontenjanını dolduruyor.

the other secretary is betsy. she thinks mindy is her best friend and loves her so much. naive, pure girl of the show.


erkek hemşire morgan, hikayeye sonradan dahil olan çok eğlenceli bir tip. kliniğin iyi niyetli aksiyon adamı.

male nurse morgan comes to the clinic later on. he is a funny character, he has good intentions, and is action man of the clinic.

tanıtım filmi ise şöyle;

here is the trailer;


don't trust the bitch in apartment 23


bu diziyi şiddetle tavsiye edemem. zira çok beğenmeniz de mümkün, ilk bölümden sonra bir daha asla izlemem demeniz de. çünkü pek de alışıldık bir komedi değil. ana karakter sevilesi, bağra basılası, özdeşlik kurulacak biri değil.

I can't recommend this show strongly because it is possible for you to either love or hate it since it is not an ordinary show. main character is not someone to identify with. she is the bitch  on the title.

 
her şey, hayalllerle dolu, saf, temiz bir genç kız olan june'un new york'da harika bir iş bulmasıyla başlıyor. çalışmaya başladığı ilk gün şirketin kapanması ve şirketin verdiği evin de elinden gitmesiyle beraber ortada kalan june, ev arkadaşı ilanlarından bir daire bularak oraya taşınıyor.

everything starts with june, finding a job in new york and moving there, but losing the job on the first day and immediately finding a new apartment with a roommate. 


yeni ev arkadaşı chloe çılgın, eğlenceli bir kızdır. june, onunla bambaşka bir hayat üzenine girmek zoruna kalır. 

her new roommate chloe is a crazy, amusing girl and june begins a new totally different life with her.


chloe'nin en yakın arkadaşı, dawson's creek dizisinde uzun yıllar dawson rolünde oynamış, fakat daha sonra bir türlü aynı başarıyı yakalayamamış james van der breek'dir. van der breek bu dizide kendinin karikatürize edilmiş bir versiyonunu canlandırarak gerçekten komplekssizlikte çığır açıyor.

chloe's best friend is an old tv star james van der breek, dawson of the dawson's creek. he plays a caricatured version of himself in the show and this is a really admirable action of him.  


james'in de bir adet gay best friend'i var; luther. tam bir klişe karakter kendisi.

james has a gay best friend luther. he is %100 cliche character.


mark ise june'un yeni iş arkadaşı. cool ve objektif bir abimiz. 

mark is june's new calleauge. he is a cool and objective guy.

 ve bir de, sapık gözetlemeci komşu eli var. kızların hayatının her anına tanık ve katılımcı.

and also, eli, a pervert stalker neighbour. he is anytime enywhere.

dizinin tanıtım filmi burada;

trailer is here;



hepsi güzel vakit geçirmeyi sağlayan eğlenceli diziler. özellikle yayınlansa da izlesem dediğim belki bir girls ve the mindy project var şimdilik. diğerlerini de dinlendiğim zamanlarda izliyorum. ilgilerinize...

all af them are for having a great time. I only wait the new episodes of girls and the mindy project, and watch the others when I have a rest. for your concern...

10 Kasım 2012 Cumartesi

opti-free express

lens solüsyonu ile göz makyajı temizliği / contact lens solution as eye makeup remover


mümkün olan en zararsız göz makyajı temizleyicisinin, gözümüzün içine yerleştirdiğimiz lensleri temizlemek için kullanılan solüsyonlar olabileceğini, onlarca makyaj temizleyicisi denedikten sonra keşfettim. 
gözü temizler temizlemez göz kremini uygulayınca göz çevresinde gerginlik de hissedilmiyor. şimdilik yalnızca opti-free ile denediğim için onu tavsiye ediyorum ama her kaliteli solüsyonun aynı işi göreceğini zannederim.

I found out that the least harmful way to clean eye makeup is contact lens solution after using many removers from every brand. 
if you apply your eye cream immediately after cleansing, there won't be tightness around the eyes. I only used opti-free for now so I recommend it, but I think any other quality solution brand will do the same job.

 

8 Kasım 2012 Perşembe

murad essential-c göz kremi / eye cream



bu yazıya denk gelip de söylediklerimin aksini iddia eden biri olursa lütfen paylaşsın. zira dünya üzerinde bu ürünü kullanıp da memnun kalan biri var mı çok merak ediyorum.
lancome göz kremim biter bitmez bir gündüz göz kremi arayışına girdim ve hayatımın hatalarından birini yapıp, sırf marka kimliğine duyduğum güven ve internette her yerde okuduğum muazzam eleştirilere dayanarak, gittim murad c vitaminli 15 güneş koruma fakörlü göz kremine ufak çaplı bir servet yatırdım.

please do share your comments if you think the opposite of what you read here about this product. because I am really curious about the person who uses and loves this cream on earth. 
as soon as my lancome eye cream finished, I began to seek a better eye cream and I did one of the biggest mistakes of my life, I purchased high-priced murad eye cream with vitamin c, trusting the brand and beautiful comments about it all over the internet.

yalnız o kadar sorumsuz bir günümde olmalıyım ki, evet bu adamın kremleri övülüyor devamlı ama, acaba göz kremleri hakkında neler denmiş, kullananlar memnun mu diye bakmadım bile.
gittim eczaneden aldım kremi, geldim eve açtım denedim hemen. üzerindeki tarife göre, kaş kemiğine sürülmesi gerekiyor. buna da bir anlam veremedim. ben gözaltıma da sürdüm tabii. ne de olsa amaç göz çevresini nemlendirip güneşten korumak.

but it was such an irresponsible day of mine that I didn't care to read comments especially on the eye cream. I went to the pharmacy and bought it, came home and immediately used. it says to apply the cream on the brow bone, and I couldn't get why. I applied it both on the bone and undereye.

bir dakika bile geçmeden gözlerim cayır cayır yanmaya başladı. gözyaşlarım sel oldu. göz çevremdeki yanmayı durduramıyorum. ne kadar silersem de geçmiyor. göz damlası falan derken bi saat sonunda etkisiz hale getirebildim kremi.
göz doktoruma danıştım, o da anlam veremedi, içeriğindeki bir madde gözüne kaçınca yakmıştır, gözünün dibine kadar sürme dedi.

not after a minute, my eyes started to sting and drop tears. I wiped my eyes and used lots of eyedrop and they finally got normal after an hour. I asked my opthalmologist what to do,he adviced me not to apply the cream too close to my eyes. but what is the use of an eye cream if I don't apply it under my eyes?

sonra aklıma makeupalley yorumlarını okumak geldi, aman allahım, herkes aynı şeyden şikayetçi! murad'ın kendi sitesindeki yorumlarda da aynı şikayetler var ve adamlar silmemiş. murad sitesinde online danışman hizmeti var. açtım pencereyi anlattım derdimi brooke isimli danışmana, o da gözaltındaki kemiğe ve kaş kemiğine sürmem gerektiğini, kremin vücut ısımla beraber hareket ederek diğer yerlere yayıldığını, bu yüzden göz çevreme sürersem de gözüme gireceğini söyledi. iyi de kardeşim, bunu kutunun üstüne yazmanız gerekmez mi?

then I read makeupalley comments and oh my god, everybody complains the same! same problems are mentioned even on murad's own website. murad website has an online assistance service. I told my problem to someone named brooke, and she adviced me to apply the cream on the orbital bone. she told me, with my body temperature, the cream crawls under my eyes. teherefore I shouldn't apply it under my eyes not to make it crawl into my eyes. okey honey but you have to write it on the package I guess!

her neyse, dediği gibi yapınca yanma olmuyor ama yine de gözü etkiliyor, göz yaşarması problemi oluyor. üstelik ne derse desin, bu yöntemle gözün çevresinin ihtiyaçlarının karşılandığına mümkün değil inanmıyorum. 
gözlerim hassas veya alerjik olmadığı halde, kremi azıcık hissettikleri anda yaş dökmeye başlıyorlar. her gün bir milim yukarı mı sürdüm acaba diye endişelenmekle mi geçecek? kusura bakma murad ama kremin tam bir felaket.
bu kremi renkli bir ürünle karıştırıp bb krem elde etmeye karar verdim. zaten çok az, gözümden uzak noktalara sürerek bir an önce bitirmek istiyorum. gördükçe parama hayıflanıyorum çünkü. 
bir daha da iyice araştırmadan, ve hatta denemeden birşey almak mı, tövbe!

whatever, I did as she said and my eyes were okey but I don't believe my eye contour area's needs are met by this way. my eyes start to drop tears when they feel the cream close to them, and they are not even allergic or sensitive. I can't be so careful everydaywith this cream. I decided to mix the cream with a colored product to make a bb cream, because I don't have the patience to see it everyday in front of the mirror, as I remember the amount of money I spent on it!
I will never purchase somehing without searching enough or trying.

not: ben bunu dudak kremi olarak kullanmayı da denedim ama, en kötü dudak nemlendiricisi kadar bile etkisi olmadığı için vazgeçtim. sonra göğüs bakımı için kullanayım da hemen bitsin dedim, ama içeriğiyle ilgili araştırmam o kadar kötü şeyler gösterdi ki (olukça zararlı, kanserojen maddeler vs.), ilk defa bir şeyi çöpe atmaya ve bir daha murad marka hiçbir şeye yaklaşmamaya karar verdim.

ps: I tried it to use as a lip moustrizer but it was useless for lips. then used for breast care to finish it quickly, but when I did a research and saw extremely hazardous ingredients, I got ri of it and decied never buy any murad products.

5 Kasım 2012 Pazartesi

estee lauder advanced night repair

göz kremi ve serum / eye cream and recovery complex


çılgın estee lauder alışverişlerim esnasında sık sık verilen deneme boyu ürünlerden ikisi advanced night repair serisinin göz kremi ve tedavi serumu. öyle ki henüz tam boylarını almama gerek kalmadı. gerçekten uzun süre kullanılabilecek kadar bereketliler. bunların yanısıra bir de kırışıklık karşıtı krem veriliyor ama onu daha hiç kullanmadım, kullansam da, olmayan kırışıklıklara karşı sonucunu nasıl fark ederim bilmem.
ama bu ikili beni fethetti.

samples of advanced night repair eye cream and recovery serum are usually given me after my estee lauder shoppings together with time zone anti wrinkle cream. ı have never bought an actual size bottle but samples contain a huge amount of product that I could get the quality. 

serum cilt tarafından neredeyse sürer sürmez emiliyor, ve üzerinden gece kreminizi geçiyorsunuz. cildi yumuşatıp pürüzsüzleştirdiğini söyleyebilirim. sabah kalktığınızda yumuşacık bir cilde dokunuyorsunuz. içeriği çok yararlı antioksidanlarla dolu.

recovery complex is easily absorbed immediately after using. you can touch a smooth and soft skin in the morning. there are many useful ingreients like antioxidants.


göz kremi, serumun biraz daha yoğun kıvamlısı gibi sanki. zira silikon ihtiva eiyor. yani geçici güzellik vadediyor. yani geçici olarak cilt yüzeyini pürüzsüzleştirip kalıcı bir çözüm sunmuyor. 

eye cream is heavier than recovery complex. because it has a considerable amount of silicones which smoothes the skin surface only temporarily.

4 Kasım 2012 Pazar

american horror story asylum

klişeler güzeldir / cliches are beautiful


gittikçe güzelleşen bir dizi izlemeyeli uzun zaman olmuştu. gerçi onlar da genellikle sonunda her şeyi berbat ederler (geleneksel örneğimiz elbette lost). 
american horror story, klasik amerikan korku ögelerinden beslenen bir fx dizisi. ilk sezonda, amerikan korku filmlerinin en yaygın konularından biri olan perili ev (haunted house) teması üzerine kurulu bir hikayeyle ekrana geldi. yaşadıkları bazı sorunlar nedeniyle yeni bir evde yeni bir çevreyle yeni bir hayata başlamaya çalışan ergen bir kız çocuğuna sahip bir çiftin, yeni evlerinde yaşadıklarına, ve bunlar çevresinde şekillenen ilişkilerine odaklanan ilk sezon 12 bölüm sürdü. 
farklı konseptiyle oldukça ilgi çeken dizi, klişelerden beslenen özgün bir iş olarak kendine bir izleyici kitlesi yarattı.
dizinin ikinci sezonu ise 17 ekimde başladı, henüz 3 bölümü yayınlandı. saat farkı nedeniyle, amerika'da çarşamba akşamları yayınlanan diziyi biz ülkemizde perşembe günleri izleyebiliyoruz. 

it had been some time without seeing a show which gets better day by day. in fact, those good shows ruin everything at the end (of course I am traditionally talking about lost). 
american horror story is an fx show which rests on american horror cliches. its first season was about a story in a haunted house. there was 12 episodes around a couple with a teenage daughter who moved into a new house to have a new life. 
with its distinct concept, the show has had a lot of fans. its second season began on october 17th, and only 3 episodes were broadcast.


bu sezon yeni bir hikayeyle, bu defa 1964 senesinde devam ediyor dizi. amerikan korku kültürünün diğer bir ağır topu olan  akıl hastanesindeyiz bu defa. yine mekansal korku, klostrofobi...
o yılların amerikan toplumunun yapısını da detaylarında başarıyla yansıtıyor. atmosfer ilk sezondan daha da karanlık ve ürkütücü. tamamen bilmediğimiz bir dünyadayız. açılışta bizi kit walker karakteri karşılıyor. benzin istasyonu çalışanı, zenci bir kadınla gizli bir evliliği var. sıradan biri.

this season continues with a new story in 1964. this time we are in an asylum as another cliche of the american horror culture. so claustrophoic...
it reflects american society of that time very well in its details. atmosphere is darker than the first season. we are in a totally unknown world for us. kit walker meets us at the beginning. he works in a gas station, is secretly married with a black woman, and an ordinary man. 


ilk sezonun en dikkat çekici oyuncuları, bu sezonda da farklı karakterlerle karşımızda. kit'e hayat veren oyuncu da, ilk sezonda da tate isimli ergeni oynuyordu.

the most remarkable actors of the first season are present in the second season with different characters. the actor who performs kit was a teenager called tate in the first season.



daha sonra tanıştığımız karakterlerden biri gazeteci lana winters. onun yolu da bir haber yapmak için düşüyor hastaneye.

one of the other characters is lana winters. she goes to the asylum for an interview.




hastanedeki karakterlere gelelim. geleneksel bilimselliği temsilen dr. arthur arden var. kendini mesleğine adamış.

dr. arthur arden stands for traditional science. he devotes himself to his job.




kendisine yardımcı olmayı pek seven safça bir rahibe olarak da mary eunice var. kendisi tam bir görev kadını. her denilene sorgulamadan uyan biri.

naive mary eunice is a nun who likes to help the doctor. she obeys without questioning. 





rahibe mary'nin sözünden çıkmadığı bir diğer karakter ise rahibe jude. dünyanın en katı, en yobaz insanları listesine kafadan girer. neredeyse ortaçağdan kalma yöntemlerle hastaneyi kontrolü altında tutuyor.

another important character is sister jude. she can be the number one in a list of the most cruel, bigoted people. she controls the asylum in a medieval way.


rahibe jude'a hayat veren jessica lange, önceki sezonda da önemli costance rolünde karşımızdaydı. iki apayrı karakteri gerçekten başarıyla canlandırıyor.

jessica lange performed costance in the previous season. she really acts the two different characters successfully.



rahibe jude'un da elbette hesap verdiği biri var; monsenyör timothy howard. rahip bey genç, yakışıklı (kime göre neye göre), başarılı bir din adamı.

monsignor timothy howard is sister jude's boss. he is a young, handsome and successful religious man. 





hastanenin çalışan kadrosunda bir de misafir doktor var. yalnızca tek bir hasta hakkında rapor vermesi için gönderilen dr. oliver thredson, modern bilimi temsil ediyor, ve hastanedeki uygulamalardan son derece rahatsız. yine ilk sezondan transfer bir oyuncu tarafından canlandırılıyor.

tehre is also a guest doctor in the asylum. dr. oliver thredson represents modern science and he is very bothered with the practices in the asylum. again he is performed by an actor from the first season.




belli başlı hastalardan biri grace. son derece aklı başında hal ve tavırlar sergiliyor.

one of the definite patients is grace. she seems normal.



bir de shelley var ki, chloe sevigny tarafından canlandırılan bir sex bağımlısı.

and there is shelley, a sex addict performed by chloe sevigny.

 

bunlar dışında bazı ucubik veya silik başka hastalar da zaman zaman ekrana yansıyor. 
american horror story asylum, her bölümü film tadında ilerleyen harika bir korku hikayesi. bu türden hoşlanan, klişelerin yorumlanışını merak eden yahut sıradan dizilerden sıkılıp değişiklik arayan herkese tavsiye ediyorum. işte bu da tanıtım filmi:

there are a lot of patients in the asylum. 
american horror story asylum is a great horror story with cinematographic elements. I recommend it to the viewers who like horror, are curious of the interpretation of the cliches or are bored of ordinary tv shows. and this is the promo:


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...