iletişim

inspiteofmyself@gmail.com

30 Haziran 2012 Cumartesi

onlar gölge değil ton

        FIFTY SHADES OF GREY


adını ilk duyduğumda, her ne kadar çoksatar olsa da, ilginç bir şeyler çıkabileceğini sanmıştım. zira marie claire dergisinin temmuz sayısına bakılırsa angelina jolie kitaptan uyarlanacak filmi yönetmek, amerikan sapığı'nın yetenekli yazarı bret easton ellis de senaryosunu yazmak istiyor.
başrollere talip oldukları iddia edilen ünlüler halen internette tartışılıp duruyor, hayranları, kitabın filmi için en uygun cast listesini hazırlamaya çalışıyor.
okumak üzere ücretsiz bir e-kitap versiyonunu araştırırken,  "master of the universe" adlı twilight fanfiction ürününün kılık değiştirerek pazarlanmasıyla karşı karşıya olduğumuzu anladım. bu yeterince rezil bir referans olsa da, en azından bir göz atmaktan vazgeçmedim. zira sihirli annem de aklın sınırlarının ötesinde bir yapımdı, ve ben neredeyse bütün bölümlerini keyifle izlemiştim. bazen köpüklü sulara üflemek ister insan.
zannederim bulvar gazetesindeki seks hikayelerini bile yeğleyebiliriz, en azından çok daha samimi bir dilleri vardır.
kitapta, 21 yaşında, güzel, tecrübesiz, yavru ceylan ekolünden bir öğrenci kızımızla (anastasia), hasbelkader tanışmış olduğu başarılı işadamı christian grey arasındaki bdsm formatlı ilişki, anastasia'nın gözünden anlatılıyor. christian oldukça zengin ve iyi aile çocuğu olduğu için olabildiğince büyüleyici, çekici, egzantrik. ana ise saf, tutkulu vs...chris bir anlamda ana'nın seks hocası. üç kitabın sonunda muratlarına eriyorlar, ikisi de birbirini farklı açılardan eğitmiş oluyor. ayh çok sıkıcı evet.
kahraman zengin ve güçlü bir adam olup özel uçağından inip audi suv'una binen, elegant bir tip olmasaydı da, söz gelimi kızın okuldan arkadaşı olan sivilceleri yeni sönmüş bir delikanlı olsa, kadınların hayranlığını böyle kazanır mıydı merak ediyorum.
para ve güç her şeyi sevimlileştiriyor. kocaları yahut sevgilileri, bu kitaptaki çılgınlıklardan en ufağını istese yaygara koparacak kadınlar, hayallerindeki beyaz atlı prens bdsm'nin ustası olarak kurgusal bir metinde karşılarına çıkınca nasıl da jöle kıvamına geliveriyorlar...
bu üçleme henüz türkçe'ye çevirilmediği için şanslıyız denebilir. türk plajları büyük bir  salgından kurtuldu bu yaz. 


albeit a best seller, I thought it would be interesting when I first heard of the triology. according to july's marie claire, angelina jolie wants to direct the movie of the books, american psycho's brilliant writer bret easton ellis wants to  write the script and lots of famous stars express their interest to be in the film, and fans make lists of the most appropriate cast on the internet.
I finally realized that the triology is a version of a fanfiction of twilight called "master of the universe". so I got it. but found a free e-book version to have a look at it. 
most of you know that there is a 21-year-old student, anastasia, who is a virgin and somehow meets a young, handsome, successful and wealthy CEO, christian grey. christian is into bdsm and he becomes ana's sex teacher. they both teach something to each other in time, and finally they get married. oh so boring!
if christian was not a wealthy and powerful man who flies with a private jet and drives an audi suv,but an ordinary school friend of ana's with the same sexual interests, I wonder would it still be a best seller. 
money and power make everything prettier. 

25 Haziran 2012 Pazartesi

ilk adım/first step

HANGEL EŞLİĞİNDE/WITH HANGEL


bana da makarnayla açılış yapmak yaraşırdı.
hayır, yediklerimin fotoğrafını paylaşmayı seven bir feysbuk tutkunu değilim, korkma, çektiğim son foto buymuş, denk geldi. burada maksat deneme yapmak. 
daha önce blog işine el atmışlığım ve dahi herhangi bir blogu ciddiyetle takip etmişliğim olmadığı için, deneye yanıla öğreneceğim, hatta belki sıkılıp vazgeçeceğim.
neden bahsedeceğimi ben de çok net bilmediğimden, başlığa yok efendim moda bir tutkudur, makyaj kadının baş tacıdır, sinema hayatımdır gibilerinden bir şeyler yazamadım. şu ana dek arada sırada göz attığım bütün moda ve makyaj bloglarından ayrı ayrı tiksindiğim, çok renkli ve eğlenceli zannettikleri hayatlarının her anından kareler paylaşan gençlerden yaka silktiğim, meseleler hakkındaki sağdan soldan arak fikirlerle doldurdukları sayfalar boyunca özgün tek kelime edemeyen adamcıklardan usandığım için; çok süper harika bir blog hazırlayıp ağızları açık bırakmak isterdim! lakin tembelim, hırssızım, zamansızım. 
özetle ben, dolu kafasını boşaltmak için yerli yersiz ne varsa ilgilenen vasat bir kızım. hiç farklı değilim, enteresan zevklerim, yenilikçi fikirlerim falan yok. burada boş işlerime bir yenisini eklemek dışında bir amaç gütmüyorum, zamanınızı bunlarla harcamayın isterim.

son olarak, fotoğraftaki makarnayı yapıp yemek-yedirmek gibi istekleriniz doğduysa; bir paket barilla/pasta villa papardelle üzerine sarımsaklı yoğurt döküp, doğranmış kuru soğan kızartmasını ilave ederek tatmin olabilirsiniz.

no, I'm not a facebook person who likes to share food photos, don't worry, it is just the last shot I took with my phone, to send a friend, so I put it.
I didn't have a blog or I have never followed any, I will learn to write a blog in time, or maybe I'll just quit.
I don't have a certain idea about the subject, therefore I couldn't write something like "fashion is a passion" , "cinema is my life"...
to sum up, I am an ordinary girl with ordinary interests. I am no  different from anyone, don't have any interesting ideas or something. I don't have any concerns other than finding a brand new useless occupation for myself, that's all and please don't spend time on it.
one last thing, if you had the idea to prepare the pasta in the photo ("hangel" in turkish); cook a pack of papardelle and lay some yoghurt with crushed garlic. fry some chopped onion and add on it. enjoy!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...